Ogilvy Istanbul

İstihbarat

Küresel Ogilvy Ağı’ndan ve lokal stratejistlerimizin kaleminden güncel bilgiler.

Aplikasyonlar Ölmüyor, Sadece Görünmezleşiyor

 

Göremediğiniz şeyler görebildiklerinizden genellikle daha önemlidir.

 

Teknoloji gelişmeyi ve değişmeyi sürdürdükçe, beraberinde bizim bilgiyle ve içerikle olan etkileşimimiz de değişiyor. Pek çokları için akıllı telefonlar, mobil iletişimin ve faydanın ana vasıtası haline geldi. Mobil uygulamalar da bu durumun önemli bir parçası.

 

Yine de mobil uygulamaların sonunun geldiği öngörüsü popülerliğini sürdürmekte, bu öngörünün dayanağı ise mobilite kavramının, tek bir cihaza bağlı olmaktan çıkıp, bütünüyle bağlantılı bir yaşam biçimine doğru evrilmeyi sürdürmesi. Eğer bağlantıda kalmak için tek bir cihaza o kadar da mecbur olmazsak yine de aplikasyonlara ihtiyaç duyar mıyız? Bir aplikasyonu indirmek, açmak ve incelemek için gereken zaman, kesintisiz bağlantı fikrine aykırı değil mi? Ama Bottle Rocket şirketinin CEO’su Calvin Carter mobil uygulamaların geleceği olduğuna, çünkü uzun vadeli yaşayabilirliği olan bütün araçların ana özelliğini taşıdığına inanıyor.

 

“İnsanlar aplikasyonların bir geçmişi, bir de geleceği olduğunu düşünüyor. Bu yüzden de ne zaman öleceğini merak ediyorlar,” diyor Carter. “Bu kadar uyumlu birşey neden ölsün ki?”

 

İster teknolojiyi yönlendiren mobilitedeki (ağlar, yazılımlar) ister kullanıcı davranışlarındaki değişimlere yönelik olsun, mobil uygulamalar adaptasyon kabiliyetlerini çoktan kanıtladı. Bugün aplikasyon olarak düşündüğümüz şeyin uzun bir geçmişi var, öyle ki akıllı telefonların çıkmasından bile daha gerilere gidiyor. Candy Crush’tan önce Snake vardı, ilk Nokia cep telefonlarındaki bağımlılık yaratan oyundu. Telefona önceden yüklenmiş olan Snake, mobil bir cihazda yaşayan ve nereye giderseniz gidin, hareket halindeyken fayda sağlayan (bu durumda bağımlılık yaratan bir eğlence) bir yazılımdı yine de. Aynı şey Palm Pilot’taki programlar ve ilk iPod’ların içine entegre edilmiş oyunlar için de söylenebilir.

 

Kuşkusuz ezberleri bozan iPhone oldu. Aplikasyonlar, cihazınıza önceden yüklenmiş oyunlardan veya araçlardan çok daha fazlası haline geldi. Tüketici tarafından bireysel ihtiyaçlara cevap vermek üzere menüden seçilebilir oldu. Geliştiriciler için yepyeni bir dünyanın kapıları açıldı, çok geçmeden her çeşit kullanıcı ihtiyacına veya arzusuna yanıt veren aplikasyonlar yaratmaya başladılar.

 

İlerleyen yıllarda, HTML 5’in ortaya çıkışı gibi gelişmeler yaşandı, ki Carter’ın söylediğine göre o zamanlarda bunun da aplikasyonları öldürüleceği söylenmişti. Fakat mobil uygulamaların zaman içinde değişime uyum sağlama kabiliyeti sayesinde, HTML 5 gibi bir değişim aksine mobil uygulamaların daha da gelişmesiyle sonuçlandı. Rekabet arttı, bu sayede nelerin gelişebileceği netleşti ve farklı teknoloji yolları ortaya çıktıkça pek çok yerel mobil uygulama daha da iyileşmeye başladı. HTML 5 gibi bir ilerlemenin ortaya çıkması ve yerel mobil uygulamalarla giriştiği rekabet, günümüzde dünyanın nasıl işlediğini açık bir şekilde gösteriyor.

 

“Bağlantıdaki yaşam tarzları ‘ya bu ya o’ şeklinde değil,” diyor Carter. “Biz bir ‘ve’ dünyasında yaşıyoruz. Benim benzer işlevleri yerine getiren bir akıllı telefonum, bir kol saatim, bir de tabletim var. Televizyon seyredebildiğim beş-altı tane cihazım var.”

 

Carter,  bu “ve” sözcüğünün geçerli kalmaya devam edeceği, mobil uygulamaların PWA’larla (Progressive Web Apps), Instant Apps’lerle, bot’larla ve daha pek çoklarıyla birlikte çalışacağı bir gelecek öngörmekte. Görünüşte önceki bir versiyonu işe yaramaz hale getiren birçok teknoloji kullanıyoruz ama uygulamada işler pek de öyle yürümüyor. Carter’a göre, mobil uygulamalar geleneksel internet sitelerini işe yaramaz hale getirebilirdi, buna rağmen internet siteleri halen geçerli kalmaya devam ediyor. Benzer bir biçimde Slack pek çok ekip çalışmasında tercih edilen grup iletişim aracı olabilirdi ancak ekipler halen e-posta da kullanmayı sürdürüyor. Bu uygulamalar ve programlar yanyana varlıklarını sürdürüyor ve  biraz farklı biçimlerde ve belirli özel durumlar için değer yaratıyor.

 

Günümüzde aplikasyonlar hiçbir zaman olmadığı kadar güçlü ve etkili, üstelik cihazlardaki ve yazılımlarındaki değişikliklere uygun şekilde sürekli evrilme halinde. Bunun devam etmeyeceğine, mobil uygulamaların ortaya çıkabilecek diğer teknolojilerle beraber fayda sağlamayı bırakacağına inanmayı gerektirecek hiçbir sebep yok. iOS’un 3-D Touch özelliğine yanıt verecek şekilde, kullanıcıların aplikasyonu gerçek anlamda açmaya bile gerek kalmaksızın işlemleri tamamlayabildiği ilave işlevlere sahip mobil uygulamaları görmeye başladık bile. Bu durum daha da gelişerek devam edecek ve biz de daha fazla ve daha karmaşık işlemleri evdeki ekranlarımız üzerinden veya diğer uygulamalar veya platformlar aracılığıyla yapabilir olacağız. 

 

Carter, aplikasyonların daha faydalı olabilmek için diğer aplikasyonları kullandığı bir senaryo öngörüyor. Örneğin, kullanıcılar gitmek istedikleri yeri tespit edebilecekleri bir harita çıkarabilecekler ve bunu kullanarak en hızlı ve en ucuz seçeneği bulmak üzere o bölgedeki otomobil paylaşımına yönelik hizmetleri tarayabilecekler. Aplikasyonlar deneyimin etkisini arttırmaya devam ediyor ama bunu sahne arkasında yapıyorlar. “Hiç aplikasyon deneyiminiz oldu mu?” diye soruyor Carter. “Geleneksel anlamda değil. Ama bir aplikasyon aracılığıyla mümkün kılınan yeni bir deneyim yaşadınız mı? Çünkü aplikasyonlar uyum sağlamayı ve değişmeyi sürdürüyor.”

 

Gördüğümüz şey, görülemeyen bir şey aracılığıyla bize sunuluyor. Mobilitenin geleceği gittikçe azalan ölçüde somut mobil cihazlarımıza bağlı olacak. Bu cihazlar büyük olasılıkla halen mobilite olarak kabul ettiğimiz kavramın temelini oluşturmaya devam edecek. Öte yandan hareket halindeyken, arabalarımızda ve evlerimizde yaşadığımız deneyimlerin birbirine gittikçe daha fazla benzeyeceği daha bağlantılı bir dünyaya doğru yavaş yavaş ilerlemekteyiz. Metroyla eve dönerken mobil cihazımızda seyrettiğimiz bir program, eve vardığımızda sorunsuz bir biçimde televizyonumuzda devam edecek ve evimiz mükemmel sıcaklığa ulaşmış, fırın ön ısıtmaya yenice geçmiş olacak çünkü kullandığımız aygıtlar eve varmakta olduğumuzu önceden bilecekler. Eğer bu gelecek gerçeğe dönüşürse, inanılmaz bir teknolojik başarı kazanılacak. Ancak sahnenin arkasında, herşeyi bu kesintisiz haline getirmek için bütün işi yapanlar neler? Aplikasyonlar. İleriye dönük deneyimlerimiz ciddi biçimde değişirken, aplikasyonlar etkili kuvvet olarak kalmaya devam edecek.

 

Carter eninde sonunda ciddi bir yıkıma yol açacak bir şeyin gelip çatacağını biliyor ancak aplikasyonlar çeşitlilikleri ve uyum kabiliyetleri sayesinde bağlantılı yaşam tarzımızda önemli bir rol oynamaya devam edecek.

 

Şöyle diyor Carter, “Aplikasyon, kendisinin sıradaki büyük yeniliği.”

 
mobilDavid Ogilvy